Sadullah Ergin: Barış süreci sekteye uğramayacak

Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Teke Tek’te Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtladı. Başta İmralı görüşmeleri ve yayınlanan tutanaklarla ilgili konuşan Ergin’in açıklamaları şöyle: “İmralı’da bir süreç var. Bu süreç MİT, İmralı ve çözümü kolaylaştıracak aktörlerden oluşan bir yapı var. MİT doğrudan Başbakanımıza bağlıdır. Sonuçta Müsteşar Bey sayın Başbakanımızla koordineli bir şekilde süreci götürüyor. Dolayısıyla direk Başbakanımıza bağlı bir süreç. Bu sürece müdahale olacak, provokasyon olacak, aslında bunlar beklenen şeylerdir. Bu tür girişimlerin bu çalışmaları sekteye uğratacağını düşünmüyorum. Bu süreçleri götürebilmek için inanmış, yürekli aktörlerle götürmek mümkün. Bu anlamda sayın Başbakanımız başta olmak üzere ekibiyle birlikte büyük bir kararlılık ortaya koymuştur. Sayın Başbakanımız olayları oturarak izleyen bir siyasetçi değildir. Başbakanımız Kayseri’ye gittiğinde ‘Bu ateşi bitirin’ deniyor. Aynı şekilde Midyat’ta Arapça kendisine böyle söyleniyor. Kızıltepe’de ‘Türkiye’ye huzur gelsin’ deniyor. Toplumda bu kadar güçlü bir talep var. Türkiye kendi imkanları ve aktörleriyle yürüttüğü süreçte sonuç alması halinde bu ülke ve millet için çok önemli hadiseler, çıktılar görülecektir. Hepimizin yararına bir sonuç çıkacaktır. Bu süreci sabote etmek isteyen çok sayıda taraf ve aktör ortaya çıkacaktır. Biz sonuç odaklı çalışmalar yapıyoruz. Çıktılara bakacağız, Çıktılarla verilerle uygun olmayan gelişmelere bakacağız ve buna izin vermeyeceğiz. Bu süreci zora çıkacak, psikolojik bariyer oluşturacak hadiselere tevessül ve tenezzül etmeke gerektiğini düşünüyorum. Sayın başbakanımızın dediği gibi savaş kolay, barış zordur. Biz zor olana talibiz. Bizdeki verilerle bu yayınların örtüşmediğini ifade ediyorum. Biz sonuç odaklı bir çalışma yapıyoruz. Sonuçlar ortaya çıkmaya başladığında tüm bunlar ortaya çıkmış olacak. Ben buna ‘yerli malı’ çalışma diyorum. MİT ve Sayın Başbakanımızın olduğu bir süreç, karşı tarafta BDP ve onun üzerinden temas edilen birtakım unsurlar. Bunun dışında yurtdışında, Atlantik ötesinden bir katkı olmaması anlamında bunu söylüyorum. Birisinin arabuluculuğu ve girişimi anlamında pozisyon yok. Tamamen kendi inisiyatifimizle gelişen bir süreç. Tamamen yerli unsurlarla götürülen bir süreç. Bu sürecin dışında olanların öngörmedikleri süreç ortaya çıkacak ise buna tedbirli olmak lazım. Türkiye’nin inisiyatif sahibi olması başka inisiyatif sahiplerini tedirgin edebilir. Türkiye için bu süreç çok kolay olmayacak. Kolay işler harcıalemdir, zor işler yürek, sabır ve metanet ister. Bu süreçte sebatkâr, kararlı ve sonuç odaklı olunmasının altını çizeceğim. AK Parti sürekli olarak kamuoyu araştırmalarıyla beklentilerle siyasetini oluşturan bir siyasi parti. Oylarını arttırarak siyasetini sürdüren partimizin trendi yukarıya çıkıyor. Sayın Başbakanımız ve parti yetkililerle Türkiye’yi karış karış geziyoruz. Vatandaşımızın beklentilerini toparlayarak ona göre bir yol haritası oluşturuyoruz. O bakımdan bu sürecin bazı girişimlerle sarsılacağını düşünmüyorum. AK Parti milletimizin kabul etmeyeceği hiçbir seçenekte olmaz. Bizim kırmızı çizgilerimiz ve kriterlerimiz belli. Milletimizin kabul etmeyeceği bir formülde AK Parti olmaz. Ben detaylara girmek istemiyorum. Hakikatten hassas bir süreçteyiz. Bu sürecin önünü açan adımları atalım, sürece şans tanıyalım. Ümit edelim ki, Türkiyemizin yararına sonuçlar ortaya çıksın. Yakın bir tarihe kadar bu ülkede demokrasi, ifade özgürlüğü ve insan hakları sorunları vardı. Çok önemli mesafeler katettik. Hala da katedecek mesafeler var. Bu ülkede yaşayan her bir insanın daha müreffeh, özgür olması heyecanını duyuyoruz. 75 milyonun daha huzurlu olacağı Türkiye’yi hedefliyoruz. Bunun içinde Türk, Kürt, Çerkez vs. var. Bizim hedefimizde insan var. İnsanın yaşam standartlarını yükseltmek, demokratik standartlarını yükseltmek haklarının çıtasını daha yukarılara çekmek var, hedefimiz budur. Bu ülkede yaşayan her bir birey bunlardan istifade edecektir. Vatandaşın hakkını ihlal eden bir suçtan dolayı devletin o suçu affetmesi doğru değil. İşin mağduru vatandaş. Vatandaş affetmeden devlet affetmez. Ama devlet tüzel kişiliğine karşı bir fiil varsa, devlet kendisine karşı işlenen suçu affetme gibi, hafifletme gibi bir durumu sözkonusu olabilir. Bizim burada yaptığımız çalışma bu ülkedeki demokratik standartları yükseltmektir. Türkiye’nin uzun yıllardır yakasına yapışmış, ayağına bağ olmuş terör örgütünden kurtulmasıdır amacımız. Abdullah Öcalan’ın yeniden yargılanması mümkün değil. AİHM’in ihlal verdiği ihlallerle ilgili olarak bu kararı değiştirme potansiyeli yok. Bu geride kaldı. AİHM ‘Türkiye üzerine düşeni yapmıştır, yeniden yargılama yapmıştır, bizim açımızdan bu dosya kapanmıştır’ demiştir. Öcalan dosyasının tekraren Türk mahkemelerinin önüne gelmesi mümkün değildir. Ancak yeni bir suç işlerse yargılanabilir. Eğer partnerlerimiz bu noktada katkı sunmazlarsa AK Parti kendi öngörülerini toplumla paylaşılacaktır. Sayısı vardır yoktur ayrı konu. Siyasi duruş açısından, topluma verdiğimiz sözleri yerine getirmesi açısından AK Parti kendi anayasayı Meclis’in önüne koyar. Gerekli sayı bulunabilirse elbette referanduma da gidilebilecektir. Bizim iki tane sorunumuz kaldı bir tanesi uzun yargılamalar ikincisi de insan hakları standarlarını yakalamak. Bunun için de adımlarımızı atıyoruz.