Akıllı Telefon Piyasasında Neler Oluyor?

Bir zaman önce arkadaşlarım bana gelip telefon tavsiyelerimi öğrenirlerdi. Yani ben şunu istiyorum ne alayım diye başlar konuşma sonra telefon piyasasını bir tur hatmedip cevabımı verirdim. Şimdi ise “Ben şu özellikleri istiyorum, ne alayım?” sorusunun sonunda ne ben cep telefonu piyasasını şöyle bir hatmedebiliyorum ne de karşımdakinin bu konuşmayı dinleyecek mecali kalıyor. Kalsa bile artık telefon almaktan tiksiniyorlar. İşler o hale geldi ki artık karşındaki insana nokta atış telefon tavsiyesi vermek için doktora yapmak gerekecek.

Neyse, insanların canlarını konuşmalarımda sıktığım gibi giriş yazısını da uzatarak sıkmayayım.

Akıllı telefonların ilk popüler olduğu günler hala dün gibi aklımda. İşlemci hızı falan bilmezdik. Sadece kamera 1 MP’den 1,3 MP’e yükselirdi ve bu üst model olurdu. Şimdi ise 4 çekirdeklerden mi bahsetsek, 2 GB RAM’lerden mi, GPU donanımlarının testlerinden mi yoksa kablosuz şarj, NFC gibi özelliklerden mi bahsetsek. İşler o kadar karıştı ki iki telefonu kıyaslayabilmek için artık aynı markadan çıkması gerekir hale geldi. Hatta bazen aynı markadan iki cihazı bile kıyaslayamıyorsunuz. Aynı marka, aynı ürün birbirinden farklı olabiliyor. Mesela Samsung’un Çin pazarına farklı özelliklerde Note II’yi çıkarması gibi ya da S3’ün LTE versiyonun 2 GB RAM’e sahipken diğer cihazların 1 GB RAM’e sahip olması gibi.

Hele bu durumda bir de piyasaya tavuk yumurtlar gibi ürün çıkaran Sony, HTC ve LG’den bahsetmek gerekir. Daha bir modeli elimize alamadan diğerinin duyurusu yapılıyor. Hatta One X’i “X+” diye bile piyasaya çıkarıyor HTC. Sony ise ne yaptığı belirsiz ve aklı karışık bir firma. Nerdeyse 8 – 10 aydır çıkardıkları bütün modeller birbirlerine oldukça yakın özelliklerde ve bir türlü amiral gemisine karar veremedikleri bir durumdalar. 8 ay önce çıkan Xperia S’in donanımını geçmeyen ama fiyatını geçen ürünler çıkarıyorlar ki Android dünyasının güncelleme (daha doğrusu güncellenememe) gerçeklerine bakınca uzun ömürlü olmayacağı belli cihazları çıkarıyorlar. Çift çekirdek ve 1 GB RAM ile amiral gemisini 2013’ün başına doğru çıkarırsan Sony, üzgünüm ama Android dünyasında tutunamazsın. Bunun yanında LG ne iş yapıyor o hiç anlaşılmaz durumda. Bir türlü yüksek donanımları çıkarsa da hatta ilk başa da oynasa tutunamadı oralara. Neden bir tane tasarım ve donanım ortalaması bir telefonu ele alıp da ona yüklenmiyorsun da…

İnsan düşündükçe aklı o kadar karışıyor ki… Bir türlü cümlelerin sonunu getiremez hale geliyorsunuz. Hele şimdi Full HD ekranlar çıktı. 5” ekranda 1920×1080 ekran. Ve bunları beslemesi muhtemelen yetersiz kalacak 2000 mAh çevresindeki cılız bataryalar. Bu cihazları alan değiştirilemeyen batarya tasarımları yüzünden yanlarında UPS’mi gezdirmek zorunda kalacaklar acaba? Yoksa her yerde kablosuz şarj ünitelerinin olmasını mı bekleyecekler? Bir kafeye gidiyorsunuz bir çay söylüyorsunuz. Çay gelene kadar telefonu kafedeki masanızın özel kısmına koyuyorsunuz. Burası kablosuz şarj özellikli bir kısım. Tamam, bu kafeler her yerde olacaksa 1920×1080 ekranları seve seve alırım.

Peki, Blackberry nerede? Oda sanırım fiyatları konusunda topladığı o kendi kitlesini üzdü. Bir de Android ve iOS savaşına cevap veremedi galiba. Yoksa RIM beğenimi ve sempatimi topluyordu ki ancak onları topladı bu zamana kadar. Param hala cebimde. Ama Blackberry 10, Lumia 920 gibi kurtarıcı gözüyle firmanın umutlarını bağladığı bir ürün.